Mehmet Hakkı Suçin: “Türkiye’de Arap Edebiyatının Elçisiyim”

Söyleşi: Evs Yakub

Türk yazar ve çevirmen Mehmet Hakkı Suçin, klasik ve modern Arap edebiyatını Türkçeye kazandıran en önemli çevirmenlerden biridir; Arap diline ve kültürüne onlarca yıl süren bir kopukluğun ardından Türkiye’de Arap edebiyatına ilgiyi yeniden canlandıran Türk çevirmenlerin başında gelir. Çevirilerinin yalnızca akademik çevrelerin ilgisini çekmekle kalmayıp Türk okurlar arasında da geniş bir okunurluğa ulaşması onun hanesine yazılacak bir başarıdır.

Suçin 1970’te Iğdır’da doğdu; Ankara Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans tezinde Yahya Hakkı’nın öykücülüğünü (1998), doktora tezinde Arapça ile Türkçe arasındaki çeviri sorunlarını ve stratejilerini (2004) inceledi. İngiltere’deki Manchester Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak bulundu (2006); hâlen Ankara’daki Gazi Üniversitesi Arapça Bölümü’nde öğretim üyesidir. Türkiye’de ilkokul, ortaokul ve lise için Arapça öğretim programlarını Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni’ne uygun olarak hazırlayan komisyona başkanlık etti (2010-2012).

Arapçadan Türkçeye klasik ve modern Arap edebiyatından çok sayıda kitap ve şiir kitabı çevirdi; bunlar arasında Yedi Askı Şiirleri, İbn Tufeyl’in Hayy bin Yakzan’ı ile Adonis, Mahmud Derviş, Nizar Kabbani, Necib Mahfuz, Yahya Hakkı, Cibran Halil Cibran, Gassan Kenefani, Adania Shibli, Muhammed Bennis ve başkalarının eserleri sayılabilir. Ayrıca Yunus Emre ve Ahmed Yesevi gibi Türk şiirinin klasik isimlerini ve modern edebiyattan isimleri Arapçaya çevirdi.

Suçin çeviri alanında pek çok edebiyat ödülü aldı: Nizar Kabbani’nin Aşk Kitabı çevirisiyle 2016’da Türkiye Yazarlar Birliği’nin yılın çeviri ödülünü; Adania Shibli’nin Küçük Bir Ayrıntı romanının çevirisiyle Dünya gazetesinin kitap ekinin 2021 yılı en iyi çeviri ödülünü kazandı. Türkçenin ödüle dahil edilmesi vesilesiyle, çeviri alanındaki bütün çalışmaları için 2022’de Şeyh Hamad Çeviri ve Uluslararası Anlayış Ödülü’nü (Başarı Ödülü kategorisi) aldı. 2014’te Uluslararası Arap Romanı Ödülü’nün (Arap Booker’ı) jüri üyesiydi; 2015’te de Şeyh Hamad Çeviri Ödülü’nün jüri üyesi ve yürütme komitesi danışmanı oldu.

Kendisiyle yaptığımız söyleşi:

Kendinizi Diffa Thalitha okurlarına nasıl tanıtırsınız?

Gayriresmî bir ifadeyle: Türkiye’de Arap edebiyatının ve Arap kültürünün elçisi. Resmî ifadeyle: Arap dili ve edebiyatı alanında bir akademisyen ve Arap edebiyatı çevirmeni.

Arapçadan Türkçeye son çevirileriniz neler?

Son üç yılda birkaç çevirim yayımlandı. Başta Türkçeye şiir olarak çevirdiğim Yedi Askı Şiirleri geliyor; ardından İbn Tufeyl’in Hayy bin Yakzan’ının çevirisini yayımladım; burada onun felsefi bir metin olmasının yanında anlatı metni olduğunu da göz önünde bulundurdum. Büyük Türk mutasavvıf şairi Yunus Emre’den bir seçki çevirdim; o da benim için eşsiz bir deneyimdi. Yakın zamanda Adonis’in Kitap, Hitap, Hicap’ı, İbnü’l-Kelbi’nin Putlar Kitabı ve son olarak Gassan Kenefani’nin Güneşteki Adamlar romanı çıktı. Adania Shibli’nin Küçük Bir Ayrıntı romanının, Adonis’in Bu Benim Adım’ının ve Mahmud Derviş’in Badem Çiçeği Gibi yahut Daha Ötesi’ının çevirilerini de unutmamalıyım.

Çevirdiğiniz ilk Arap edebiyatı eseri hangisiydi ve seçim nasıl yapıldı?

Türkiye’deki edebiyat dergileri için Arap edebiyatından şiirler ve kısa öyküler çevirerek başladım. Böylece kendimi çeviri yapıp çevirilerimi edebiyat dergilerine gönderirken buldum; dergiler de daha sonra benden daha fazlasını çevirmemi istedi.

Türkçeye çevirdiğim ilk kitap ise, öykücülüğünü yüksek lisans tezimde incelediğim Yahya Hakkı’nın Umm Haşim’in Lambası adlı uzun öyküsüydü.

Çevireceğiniz eserleri seçerken belirli ölçütleriniz var mı? Çevirilerinizi bitirdikten sonra redaksiyonunu yapan biri oluyor mu?

Çevrilecek eseri seçmek gerçekten zor bir süreç. Benim için ilk ölçüt, edebî eserin şiir ya da anlatı olarak, eski ya da yeni, Arap edebiyat dizgesinde bir ağırlığının olması. İkinci ölçüt, çevirmeyi planladığım eserin Türkiye’de fena olmayan bir karşılık bulması; çünkü yayıncılar okunmayacak bir eseri yayımlama riskine girmez. Son olarak da edebî ve kültürel zevkime hitap edeni çeviririm.

Redaksiyona gelince, gözden geçirilmeyen çeviri eksik kalır. Bu bakımdan iki nedenle şanslıyım: Birincisi, sıkı bir redaksiyon sistemine sahip büyük yayınevleriyle çalışıyorum; ikincisi, evimizde yazdıklarımı ya da çevirdiklerimi gönüllü olarak okuyan biri var: Eşim şair Elçin Sevgi Suçin yazdıklarımın ilk okuru, tıpkı benim de onun ilk okuru olduğum gibi.

Arap şiirinin büyük ustalarından birçoğunu çevirdiniz; ama Adonis’e ve Mahmud Derviş’e diğer şairlerden daha büyük bir pay ayırdınız. Bunun nedeni nedir?

Bence Adonis ile Mahmud Derviş modern Arap şiirinde iki temel kaynağı temsil ediyor; Arap şiirselliği bakımından birbirlerini tamamlıyorlar. Adonis Arap şiirinde modernliği, düşünceyi, özgür görüşü, cesareti ve akılla yoğrulmuş duyguyu temsil eder. Onun şiirinde özgürlüğün ve eleştirinin ufuklarını bulurum; bu da beni düşünmeye, tefekküre ve başka şiirler üretme isteğine götürür. Biçim ve içerikte bütün unsurlarıyla modern bir şiirdir bu. Tasavvufi aşkla erotik aşkı bir araya getiren şiirdir. Adonis güçlü diliyle bizi Sappho’nun pastoral ezgilerine, Ovidius’un şarkılarına, hatta Baudelaire’e, Mallarmé’ye ve el-Mutenebbi, Ebu Temmam, Ebu Nuvas, Ebu’l-Atahiye, el-Maarri gibi pek çok Arap şairine götürür; onun şiiri ne kadar Arap şiiriyse o kadar da Batılı modern bir şiirdir. Derviş ise duygunun hep önde olduğu zeki bir şiir yazar. Onun şiirinde müziğin şiirini ve şiirin müziğini aynı anda okuruz; bu yüzden dansa ve ritme uygun bir şiirdir. Direnişçi, isyankâr bir şiirdir ama “bağırmaz”; devrimle lirizmi, gerçekle efsaneyi uzlaştırır. Geleneksel Arap ritim araçlarını kullanır ama kendini sürekli yeniler; bu da onu özellikle son eserlerinde düzyazı şiire yaklaştırdı. O da Adonis gibi “entelektüel” bir şairdir, onu ancak donanımlı okur anlar; farkla ki Adonis şiiri görsel okumaya daha uygunken Derviş şiiri sesli okumaya daha uygundur.

Türk okurların çeviri Arap şiirine ilgisi ne düzeyde?

Türkiye’de Arap şiirinin itibarını zedeleyen uydurma, felaket çeviriler vardı. Bu şiirsel felaketin ardından çıkan çevirilerim, usta çevirmen Ahmed Zekeriya’nın deyişiyle, “Arap şiirine itibarını iade etti”. Bu çevirilerden sonra Türk okur Arap şiirinin özgün zevkine ve gerçek tadına ulaşmaya başladı. Bunun kanıtı, okurların bu çevirileri sosyal medyada paylaşmaları ve şairlerle eleştirmenlerin Türk edebiyat dergilerinde onlar hakkında yazdıklarıdır; örneğin şair Haydar Ergülen, eleştirmen Doğan Hızlan, eleştirmen Zeki Kırmızı, şair Ömer Erdem, şair Enver Topaloğlu, eleştirmen Burcu Alkan, eleştirmen Suad Baran, romancı Mustafa Orman, çevirmen Ülker İnce ve daha pek çok ismin yazıları.

Bu çevirilerin Türk edebiyat ortamında büyük yankıları oldu. Örneğin Mahmud Derviş’in Bu Şiirin Bitmesini İstemiyorum kitabı, Cumhuriyet gazetesinin haftalık kitap eki tarafından 2016’da Türkçeye çevrilen ilk 11 kitap arasına alındı. Aynı ek, Badem Çiçeği Gibi yahut Daha Ötesi çevirimin yayımlanması vesilesiyle Mahmud Derviş’i “kapak kişisi” yaptı. PEN Türkiye Merkezi de bu çevirinin yayımlanması vesilesiyle ağustos ayını Türkiye’nin her yerinde “Mahmud Derviş’in eserlerini okuma ayı” ilan etti.

Öte yandan Yedi Askı Şiirleri çevirim 2020’de Türkiye’nin en iyi 50 kitabı arasına girdi. Bu yılın başında da Kitap, Hitap, Hicap’ın yayımlanması vesilesiyle Adonis, Cumhuriyet gazetesinin haftalık kitap ekinin bir sayısının kapak kişisi oldu. Nizar Kabbani’nin Aşk Kitabı çevirisi de 2016’da Türkiye Yazarlar Birliği’nin yılın çeviri ödülünü aldı. Bütün bunlar anlamlı göstergeler.

Eski ve modern Arap şiirini Türkçeye çevirmenin önündeki engeller neler?

Aslında elimizde her duruma uyan genel bir reçete yok. Her çeviri işi kendi başına, özel olarak ele alınması gereken eşsiz bir durumdur; bu yüzden her çeviri biricik ve kendine özgüdür. Arap şiiri klasik de olsa modern de olsa, her durum çevirmeni o duruma özgü bir yaklaşım benimsemeye zorlar. Bu genellemeye rağmen, özellikle klasik şiir çevirmeninin karşısına çıkan engeller var: anlam ve üslup değişimi, şiirsel ritmin yaratılma yollarının çağlar boyunca değişmesi, çevirmenin okura önündeki metnin klasik bir metin olduğunu “sezdirmek” zorunda kalması ve benzeri güçlükler.

Necib Mahfuz’un ve Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü almaları, Arap edebiyatının Türkçeye, Türk edebiyatının da Arapçaya çevrilmesinde ne ölçüde belirleyici bir rol oynadı?

Nobel Edebiyat Ödülü’nü almaları, yayıncıların dikkatini Arap ve Türk edebiyatlarına çekti. Orhan Pamuk, Necib Mahfuz’dan daha şanslı: Eserlerinin çoğu Türkçeden Arapçaya doğrudan çevrildi; bunu da büyük Suriyeli çevirmen merhum Abdulkadir Abdulli’ye borçluyuz. Mahfuz’un ise eserlerinin çoğu Türkçeye doğrudan Arapçadan değil, İngilizce üzerinden çevrildi.

Son on yılda Türkçeye çevrilen Arap edebiyatının durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu dönemde modern edebiyattan Arap yazarların çevirileri yayımlandı; örneğin Adonis (7 eser), Mahmud Derviş (4 eser), Gassan Kenefani (3 eser), Nizar Kabbani (2 eser), Tayyib Salih (2 eser), Baha Tahir (2 eser), Halid Halife (2 eser), Cuha el-Harisi (2 eser); Abdurrahman Munif, Sunullah İbrahim, Nihad Siris, Radva Aşur, Ahlam Mustaganmi, Ahmed Saadavi, Emir Tacu’s-Sirr, Huda Berekat, Muhammed Bennis, Nuri el-Cerrah, Ahmed eş-Şehavi, Hulud el-Mualla, Mazin Maruf, Melak Mustafa, Teysir Halef ve Rim es-Sakr’dan birer eser; bunlara klasik edebiyattan Yedi Askı Şiirleri, Güvercin Gerdanlığı ve Hayy bin Yakzan eklenebilir. On yıllık çevirilere bu hızlı bakış bize, Arap edebiyatından çevrilen eserlerin, örneğin İngilizceden, Fransızcadan ve İspanyolcadan çevrilen edebiyatla karşılaştırıldığında çok az olduğunu söylüyor.

Bugünlerde sizi neler meşgul ediyor? Bir sonraki kitabınız ne olacak?

Şu sıralar klasik Arap edebiyatından çeviri yapmaya büyük bir tutkum var: Şiirleri bugüne kadar Türkçeye çevrilmemiş olan, “dünyayı dolduran ve insanları meşgul eden” büyük Arap şairi el-Mutenebbi’nin divanından bir seçki çevirmekle meşgulüm. Bazı kasidelerini Türk edebiyat dergilerinde yayımladım ve şairlerden ve okurlardan iyi izlenimler aldım.

Türkçede, dünyanın büyük klasik şairleriyle boy ölçüşebilecek bir Arap şairini yeniden yaratmak istiyorum.


İlk yayımlandığı yer: Evs Yakub, «Mehmet Hakkı Suçin: Türkiye’de Arap Edebiyatının Elçisiyim», Diffa Thalitha, 13 Haziran 2023. Bu site için Arapçadan Türkçeye çevrilmiştir.

Academia.edu’da oku ↗

Mehmet Hakkı Suçin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin